🐱

BLOG NEDİR?

Blog kelimesi “web” ve İngilizce “kayıt” anlamına gelen “log” kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Başlangıçta bloglar, insanların günlük hayatlarının internette kaydını tuttuğu online günlüklerdi. O zamandan bu yana bilgi ve güncellemeler için önemli bir yer haline gelen bloglar, hem kişiler hem de işletmeler için forum görevi görmeye başladı.



Bloglar belirli konularda önemli içgörüler sunan ve düzenli olarak güncellenen web siteleridir. Birçok blogda aktif yorum bölümleri olduğundan bu yayınlar genellikle bir tartışma platformu görevi görür. Blogları, zaman zaman yeni bir makale ekleyen ve eski makaleleri de sürekli güncelleyen bir gazete gibi düşünebilirsiniz.

  

BLOG NASIL AÇILIR VE YAZARLIĞI NASIL YAPILIR?

 

Yazma işlemleri herkes tarafından yapılabilecek bir yetenek değildir. Zaman gerektiren bir iştir. Sürekli olarak blog yazmak, yazarların seviyesini yükseltecektir. Blog kişisel fikirlerin ön plana çıktığı bir içerik olduğundan, daha iyi bir şekilde yönlendirme yapılabilecektir. Her konu hakkında blog yazıları yazılabiliyor. Özellikle yemek blogları yazan kişiler, bu bloglar hakkında bilgi sahibi olabileceğinden kendisi de daha iyi bir şekilde beslenebilir. Blog yazıları yazılırken yazara katılan çok fazla bilgi bulunur. Yazarlar bu konuda kendisini düşünerek, herkese fayda sağlayabilecek bir yazı çıkarmaya çalışır.

 

 

 

 

 

BLOGLARIN EĞİTİMDE KULLANIMI

 

Bilgisayarların beraberinde gelen internet, kaçınılmaz olarak eğitimde de kullanılmaya başlamıştır. İnternet teknolojilerinde yaşanan sürekli gelişmeler, eğitime de zaman içinde yansımaktadır. Öğrenme-öğretme süreçlerini geliştirme konusunda büyük potansiyele sahip olan çağdaş internet teknolojisi ürünleri, bazı durumlarda çok karmaşıkta olabilmektedir. Eğitim alanında kullanılabilecek teknolojik ürünler incelendiğinde, temel düzeyde kullanılabilen bazı ürünler dikkati çekmektedir. Bunlardan birisi de son yıllarda yaygın şekilde kullanılmaya başlanan ve blog olarak bilinen araçtır (Şenel, Seferoğlu, 2009). Bu çalışmada alanyazındaki blog tanımları, blogların eğitimde kullanım alanları, eğitime sağlayabileceği faydaları ile olumsuz yönleri üzerinde durulmuştur.

Bloglar; insanların, karmaşık ve ileri düzey teknik bilgilere sahip olmadan, istedikleri bilgileri metin, grafik, ses, resim, video ile desteklenmiş biçimde istedikleri zaman yazabildikleri günlüğe benzer internet siteleridir (Vikipedi). Bir başka tanıma göre blog, internete bağlı her yerden, kolayca oluşturulabilen ve güncellenebilen, bir ya da daha fazla yöneticinin anında yazı yayınlamasına imkân sağlayan internet sayfalarıdır (Richardson, 2006). Bir blog içerisine ilgilenilen bir konudaki düşünceler, izlenimler, etkinlikler ve çalışmalar; yazı, çizim, fotoğraf, ses gibi farklı çoklu-ortam türlerinde eklenebilir ve bu konularda başkalarından dönüt alınabilir.

 

 

Sınıf Blogu: Bloglar, sanal sınıflar olarak düşünülebilir. Tüm dünyadan insanlar, fikirlerini paylaşabilir, düşüncelerini anlatabilirler. Öğretmenler, blogları öğrencilere öğrenme fırsatları sağlama amacıyla kullanabilir (Yang, 2009). Ayrıca, sınıf blogları aynı dersi veren diğer öğretmenler ile kolay bir şekilde iletişime geçilmesini de sağlayabilir (Richardson, 2006).

Çevrimiçi Dosya Deposu: Öğrencilere kendi blog alanlarını sağlamak geleneksel sınıf ortamında çok şey değiştirebilir. Bir sınıf blogu ile birlikte öğrenci blogları, sınıftaki kâğıt tüketimini azaltabilir. Öğrenciler çalışmalarını tüm izleyicilerin ve öğretmenlerinin görmesi için bloglarında yayınlayabilirler. Blogların çevrimiçi dosya deposu olarak kullanılmasının olumlu yönleri şöyle sıralanabilir (Richardson, 2006):

1. Öğrenciler bir daha asla çalışmalarını kaybetmezler

2. Öğrencilerin tüm çalışmalarını bir blogda toplamak, öğrencinin gelişim sürecinin görülmesi açısından iyi bir fırsat olabilir

3. Bloglar ile sınıfta yapılan çalışmalar, tüm ilgililerle ve öğrenci velileri ile şeffafça paylaşılabilir

Çevrimiçi Portfolyo: Blogları, çevrimiçi dosya deposundan sanal portfolyolara dönüştürmek çok da zor bir adım değildir. Öğrencilerin okullarda hazırladığı portfolyolar rahatlıkla bloglar ile çevrimiçi ortamda oluşturulabilir. Öğrenciler çalışmalarından seçtiklerini bloglarında paylaşabilir ve çalışmalarını yoruma açabilirler (Richardson, 2006).

İşbirlikli Öğrenme Alanı Olarak Blog: Blogların sahip olduğu bir diğer önemli potansiyel öğrenciler için işbirlikli öğrenme alanları sunmaya hazır olmalarıdır. İşbirlikli öğrenme dünyanın pek çok ülkesinde giderek artan bir ilgi görmektedir. Bu kapsamda bloglar, öğrencilerin birbirlerinden öğrenmelerinin yanında yazarlar, bilim adamları, meslek uzmanları gibi pek çok kişi ile dijital ortam sayesinde mekândan bağımsız şekilde beraber de çalışabilmelerine olanak sunmaktadır. Öğrenme sürecine birçok yeni alternatif sağlanmaktadır (Richardson, 2006).

Bilginin Yönetilmesinde Blog Kullanımı: Bloglar sadece öğrenci gelişimi sağlama amacı ile kullanılmazlar. Okulda belli aralıklarla toplanan komiteler, zümreler, okul aile birlikleri gibi gruplar bir blog kullanarak toplantılarının arşivini tutabilir, grup üyeleri ile görüşmelere internet üzerinden devam edebilir, grupla ilgili bilgileri paylaşabilir ve doküman ve sunumları daha sonra kullanılmak üzere kolayca depolayabilirler (Richardson, 2006).

Okul Sitesi Olarak Blog Kullanımı: Okul siteleri incelendiğinde pek çoğunun güncel olmadığı görülmektedir. Güncelliği sağlayamamanın sebeplerinden biri de internet sitelerini güncellemek için teknik bilgiler veya uzman yardımının gerekiyor olmasıdır. Blogların kolayca oluşturulup, güncellenebilir olması teknik bilgi ve uzman ihtiyacını azaltmaktadır. Okuldaki ayrı gruplara yönetici hakları sağlanması sonucunda okuldaki tüm aktivitelerin düzenleyen grup tarafından ilk elden kaydedilmesiyle okul sitesinin sürekli güncel tutulması sağlanabilir (Richardson, 2006).


BLOGLARIN EĞİTİMDE SAĞLAYABİLECEĞİ YARARLAR


Bilgisayarlar, defter ve kitaplara oranla öğrencilere daha çekici gelmektedirler. Öğrenciler için deftere hazırlanması gereken ödevler sıkıcı gelebilmekte iken, bloglar internet tabanlı uygulamalar olduğu için ilgi çekici olabilmektedir. Ayrıca, bloglara deftere eklenemeyecek video, ses kaydı gibi çoklu ortam dosyaları kolaylıkla eklenebilmektedir (Şenel, Seferoğlu, 2009; Karaman, Yıldırım, Kaban, 2008). Öğrenme ne kadar çok duyuya hitap ederse, o kadar anlamlı ve kalıcı olacaktır. Bloglar, öğrenmeyi destekleme amacıyla kolaylıkla video, ses, grafik ve fotoğraf gibi çoklu ortam türleri ile desteklenebilir ve bu sayede daha iyi öğrenme sağlanabilir (Ray, 2006). Ayrıca bloglar öğrenme sürecini, zaman ve mekânın sınırlılıklarından kurtarır. Öğrenme, internete erişilebilen her yerden devam eder.

Öğrencilerin deftere tuttukları notlar sadece kendilerine kalmaktadır. Bloglar ile öğrenciler, birbirlerinin değişik konulardaki araştırmaları hakkında bilgi edinme, fikirlerini öğrenme ve değerlendirme fırsatı elde edebilir,  böylece sosyal bir öğrenme ortamı da elde edilebilir (Şenel, Seferoğlu, 2009). Ayrıca çeşitli nedenlerle sınıfta derse katılamayan, heyecanlandığı için istediklerini, düşündüklerini dile getirmekte zorlanan öğrenciler, bloglarını kullanarak, düşünceleri daha organize şekilde aktarabilmektedirler.

Öğrenciler, bir defa blogunu oluşturup, yorum almaya başladıkça, takip edildiğini, okunduğunu anlayacak ve bu işten zevk duyacaktır. Böylelikle, blogunu güncellemeye, üretmeye ve araştırmaya devam edecektir. Derslere sadece fiziksel değil, öğrenmenin kalıcılığını sağlayacak olan zihinsel katılım boyutuyla katılmış olacaktır (Şenel, Seferoğlu, 2009). Wilson’a göre ise öğrenciler, bloglarına farklı yerlerden insanların ve ebeveynlerinin yorum yapmasına çok sevinmektedirler (Friedberg, 2010).

Bloglar, değerlendirme konusunda da öğretmenlere büyük avantajlar sağlamaktadır. Yapısalcı kuram ile gelişen süreç değerlendirmelerinde blogların kullanılması çok yararlı olacaktır. Kalabalık sınıflar ve öğretmenlere düşen ders yüklerinin fazla olması sebebiyle, süreç değerlendirmesinde sorun yaşayan öğretmenler, blogların kronolojik yapıları, ödevlerin blog sayfalarına kaydedilebilmeleri gibi kullanım kolaylıklarından yararlanabilirler (Altun, 2006). Bu sayede öğrenci gelişimini daha yakından izleyebilen öğretmenler, öğrencilere daha fazla dönüt verebilir ve yönlendirme yapabilirler (Şenel, Seferoğlu, 2009; Ray, 2006).

  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar